TEHDİT SUÇU NEDİR?
Tehdit suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Yedinci Bölümünde Hürriyete Karşı Suçlar Başlığı altında 106. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, bir kişiye kendisi veya yakını hakkında zarar verileceğinin ya da bir suç işleneceğinin söylenmesi suretiyle korku yaratmak tehdit suçunu oluşturur. Suçun oluşabilmesi için söz konusu davranışın, objektif olarak makul korku ve endişe yaratabilecek düzeyde olması gerekir. Yani tehdit suçunu oluşturan fiil mağdur üzerinde korku yaratmaya uygun, yeterli ve elverişli olmak durumundadır. Söz gelimi “Sizi icraya vereceğim! Bu yaptığınız suç şimdi savcılığa gidiyorum!” gibi ifadeler tehdit suçunu oluşturmaz
“Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel
dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi
hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya
kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”
Tehdit suçunun düzenlenme amacı, bireylerin iç sükutunu ile güvenlik duygusunu, kişilik haklarını ve psikolojik bütünlüklerini korumaktır. Başka bir anlatımla, kişinin hür şekilde hareket etmesini fesada uğratanlar bu madde kapsamında cezalandırılır. Bireylerin iç huzurunun korunması ve güvenliklerinin tesisi ile bireylerin korkutularak baskı altına alınmasının önlenmesi, kanunun temel amaçları arasında yer alır.
Tehdit suçunda failin kastı, yani mağduru korkutmak amacıyla hareket etmesi büyük önem taşır. Sadece söz veya davranışla korku yaratılması yeterlidir; fiilin gerçekleşmesi veya zararın doğması beklenmez. Bu yönüyle tehdit, sonuç odaklı değil, hareket odaklı bir suç tipidir. Hareketin gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca söylemin gerçekleşmesi gerekmez. Şöyle ki, “Sen bekle, herkesin kantarı belinde, güneşin doğuşunu göremeyeceksin, boğazın derin sularında balıklarla yüzeceksin!” şeklinde tehditte bulunan şahıs, tehdit suçunun mağduruna karşı söylediği saldırıları gerçekleştirmese dahi, 5237 sayılı TCK m. 106 uyarınca ceza sorumluluğu gündeme gelecektir.
TEHDİT SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ NELERDİR?
Tehdit suçunun nitelikli halleri, Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinin ikinci fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli durumlar, tehdidin daha ağır bir korku doğurma ihtimali veya failin suç işleme yönteminin daha tehlikeli görülmesi nedeniyle öngörülmüştür. Kanun koyucu, tehdit eyleminin basit şeklinde dahi bireyin huzur ve güvenliğinin ihlal edildiğini kabul etmekte; ancak silah kullanılması, birden fazla kişiyle birlikte hareket edilmesi ya da kimliği gizleyen yöntemlere başvurulması gibi durumlarda, mağdur üzerinde yaratılan korku ve tehlikenin daha yoğun olacağını değerlendirerek cezayı artırmaktadır.
“2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Nitelikli hallerden ilki, tehdidin silahla işlenmesidir. Silah, yalnızca ateşli silahları değil, TCK’nın 6. maddesinde tanımlanan kesici, delici, patlayıcı veya yaralayıcı özelliğe sahip her türlü aracı kapsamaktadır. Failin yanında silah bulundurması veya bunu tehdit amacıyla kullanması, mağdur açısından tehdidin ciddiyetini artırdığı için daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerden biri olarak mütalaa edilir.
Bir diğer nitelikli hal ise, failin kendisini tanınmayacak bir hale koyarak ya da imzasız mektupla veya özel işaretlerle tehditte bulunmasıdır. Bu durumda mağdurun faili kolayca tespit edememesi nedeniyle maruz kaldığı korku ve güvensizlik daha yoğun olur. Aynı şekilde, tehdit
eyleminin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, failin arkasında kolektif bir güç olduğu izlenimini doğurur ve mağdurun iradesi üzerinde baskıyı artırır.
Son olarak, tehdidin var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi, suçun cezayı artıran nitelikli halleri arasında yer alır. Failin gerçekten bir örgüt mensubu olması gerekmez; kendisini örgüt üyesi gibi tanıtması veya mağdurun böyle bir algıya kapılması da bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca, tehdit suçuyla birlikte kasten öldürme, yaralama veya mala zarar verme gibi suçların işlenmesi hâlinde, hem tehdit suçundan hem de ilgili suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi öngörülmüştür. Örneğin, kasten yaralama fiili sırasında tehdit içerikli söylemlerde bulunulması hâlinde ayrıca bu suçtan da ceza sorumluluğu gündeme gelecektir.
TEHDİT SUÇU BAŞKA NE ŞEKİLLERDE GERÇEKLEŞEBİLİR?
Tehdit suçu yalnızca sözlü olarak değil, yazılı veya farklı iletişim araçlarıyla da işlenebilir. Uygulamada bu suç; yüz yüze sözlü beyanlarla, mektup, telefon, kısa mesaj veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Özellikle günümüzde sosyal medya üzerinden yapılan tehdit içerikli paylaşımlar veya mesajlar, TCK m.106 kapsamında tehdit suçunu oluşturabilir. Bu tip durumlarda faillerin kimlikleri, IP adresi, telefon hattı, sosyal medya hesap bilgileri, şüphelinin dijitalleri gibi veriler üzerinden yapılacak incelemeler neticesinde tespit edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Sosyal medyadan yapılan tehdit içerikli paylaşımlar cezasız kalmaz; faillerin kim olduğu tespit edilebilir. Özellikle tehdit suçunun şikayete bağlı olmayan halleri de göz önüne alındığında, Cumhuriyet Başsavcılıkları resen harekete geçerek failleri tespit edip soruşturma yürütür.
Dikkat edilmesi gereken husus, tehdit suçu sahte/fake hesaplardan yapılırsa ceza sorumluluğunun ne olacağıdır. Bu durumda TCK m.106/2-b, yani tehdit suçunun nitelikli hali gündeme gelir. Failin ceza sorumluluğu tayin edilirken alt ve üst hapis cezası, tehdit suçunun basit haline göre ağırlaşır; iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gündeme gelir.
Bu durum yalnızca sahte hesaplar açısından değil, örneğin mağduru arayıp kendisini Polis Amiri X gibi tanıtıp tehditte bulunması hâlinde de m.106/2-b nitelikli hali uygulanabilir. Somut olay incelenirken, olayın gerçekleşme şekli iyi irdelenmelidir.
TEHDİT SUÇU ŞİKAYET SÜRESİ NE KADARDIR?
Tehdit suçunun basit hali yani malvarlığına yönelik şekli şikayete tabidir. Mağdur, fiil ve failden haberdar olduğu tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanabilir. TCK’ nin 106. Maddesinin birinci fıkrasındaki birinci cümle ve tüm nitelikli hallerinde ise şikayet şartı aranmaz, resen soruşturma yürütülür. Soruşturma, dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içinde başlatılabilir. Bu, geriye dönük fiillerinden dolayı tehdit suçuna vücut veren kimselerin soruşturma ve kovuşturma ile karşı karşıya kalabileceği anlamına gelir.
TEHDİT SUÇU UZLAŞTIRMAYA TABİ MİDİR?
Tehdit suçlarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir ve TCK 106/1 basit yargılama usulüne tabidir. Ayrıca fıkra bir üçüncü cümle gereği şikayete bağlı olarak uzlaştırmaya da tabidir.
Tehdit suçunun şikayete bağlı uzlaştırma kısmında, soruşturma aşamasında şikayetçinin talebiyle edimin tek seferde ifa edilmesi hâlinde şüpheli için kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) verilir. Uzlaşma ediminin ileri tarihe veya takside bağlanması hâlinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı (KADEK) verilir. Bu durumda, edim yerine getirilmezse kamu davası açılır ve muhakeme devam eder. Taraflar uzlaştıktan sonra tekrar tazminat talep edemezler.
Kovuşturma sırasında uzlaşılırsa ve edim tek seferde yerine getirilirse, ceza davasının düşmesine karar verilir. Eğer uzlaşma konusu edim ileri tarihte ifa edilecek veya takside bağlanacaksa, durma kararı verilir. Uzlaştırma prosedürü 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 253 vd etraflıca düzenlenmiştir.
TEHDİT SUÇUNDA HAGB UYGULANABİLİR Mİ? TEHDİT SUÇU HAGB’ YE TABİ Mİ?
Tehdit suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilip verilemeyeceği, suçun basit veya nitelikli haline göre farklılık göstermektedir. Basit tehdit suçunda öngörülen ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Bu nedenle, sanık hakkında
hükmolunacak cezanın üst sınır itibarıyla iki yılın altında kalması ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması halinde HAGB uygulanabilmektedir. Böyle bir durumda fail hakkında verilen ceza ertelenir ve sanık beş yılsüreyle denetim altına alınır.
HAGB kararı verilmesi halinde, mahkûmiyet hükmü açıklanmaz; sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklere aykırı davranmazsa dava düşer ve ceza hiçbir şekilde infaz edilmez. Bu da sanık açısından cezanın sonuç doğurmaması, yani sabıka kaydına da işlenmemesi anlamına gelir. Ancak denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde mahkûmiyet hükmü açıklanarak ceza infaz edilir. Kısaca kanun koyucu burada adeta sanıklara ikinci bir şans vermektedir. Bu denetim süresince başkaca kasten bir suç işlenmediği takdirde pirüpak bir vatandaştan farksız olunacaktır.
Buna karşılık, tehdit suçunun TCK m.106/2’de düzenlenen nitelikli halleri daha ağır yaptırımlara tabidir. Bu durumda ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenip hüküm altına alınmıştır. Alt sınır doğrudan iki yıl olduğundan, çoğu vakada verilen ceza miktarı HAGB sınırlarını aşmakta ve mahkemelerin HAGB uygulaması fiilen mümkün olmamaktadır. Ancak hâkimin alt sınırdan ceza tayin etmesi halinde, şartlar oluştuğu takdirde HAGB uygulanması teorik olarak mümkündür. Burada önem arz eden durum TCK bağlamında ceza tayininde nazara alınan hususlarla kovuşturma sırasında mahkemenin takdirinde olan ve iyi hal indirimi olarak bilinen TCK m.62′ nin
uygulanıp uygulanmaması belirleyici olacaktır.
Sonuç olarak, basit tehdit suçunda HAGB daha sık uygulanabilirken, nitelikli tehdit suçunda bu ihtimal daha güçtür. Kanun koyucu, toplumda daha ağır korku ve endişe yaratan nitelikli tehdit eylemlerinde sanıkların cezasız kalmaması gerektiğini vurgulamakta ve bu nedenle HAGB uygulanmasını istisnai hale getirmektedir.
İşbu çalışma, yalnızca bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup 22.08.2025 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ve güncel yargı içtihatları dikkate alınarak hazırlanmıştır.
TEHDİT SUÇUYLA İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2013/35561 E. , 2016/2036 K.
SİLAHLI TEHDİT
1)Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için; silahın, tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılmasının yanında, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini
artıracak tarzda kullanılması gerekir. Bu nedenle, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.
Mahkemece sanığın, mağduru yokluğunda silahla tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, eyleminin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde tanımlanan mağdurun hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştirme niteliğinde olduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, TCK’nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,
2)Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09/02/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2012/28226 E. , 2013/24806 K.
TEHDİT SUÇU HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/08/2012 … ve 2008/164868 sayılı yazısı ile; “Bilindiği üzere; haksız tahrik ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak 5237 sayılı TCK 29 maddesinde düzenlenmektedir. Bu düzenlemeyle sanığın, suçu bir haksız eylemin doğurduğu öfke veya elemin etkisi altında kalınarak işlenmesi halinde sanığa verilen cezanın tahrik nedeniyle belli oranda indirimi söz konusu olmaktadır. Bu durumun dışında sanık ile mağdurlar arasında, karşılıklı haksız davranışlarda bulunulması halinde sanığın, mağdur ile birbirlerine yönelik haksız tahrik oluşturan davranışların, birbirlerine karşı orantılı ve ölçülü bir şekilde olmalı söz konusu eylemlerde öncelik ve sonralık durumları ile birbirlerine etki ve tepki şeklinde gelişip gelişmediği gözönüne alınmalı ve etki ve tepki arasında denge olmalı ve
davranışlarda açık bir oransızlık bulunmamalı, sanığın başlangıçta haksız davranışa gösterilen tepkinin açık ve oransız biçimde olduğunun saptanması halinde sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sağlanmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın ağabeyi olan …’in siparişlerinin mağdur … tarafından sanığın işyerine götürüldüğü ancak fiyatı pahalı bulunarak sanık …’ın siparişleri almadığı ve malı geri gönderdiği ve mağdur …’ya sinkaflı sözlerle küfür ettiği, mağdur …’nın durumu dayısı olan …’a anlattığı ve …’ın sanık …’ın ağabeyi olan …’ı aradığı ve sanık …’ın haksız eylemlerinden duyduğu rahatsızlığı ve kızgınlığı anlattığı daha sonra sanık …’ın ağabeyi olan … …’ın mağdur …’ın işyerine gelerek sanık …’ın yaptıklarından özür dilediği ve bir süre sonra dükkandan ayrıldığı ve sonrasında sanık …’ın mağdur …’ın işyerine gelerek ele geçirilemeyen tabanca ile ” hepinizin anasını avradını sinkaf ederim , hepinizi vururum, ” diyerek tehditte bulunduğu, daha sonra mağdur …’ın sanık …’ı kolundan tutarak işyerinden dışarı çıkarttığı ve tanıkların araya girerek kavgayı ayırmaya çalıştıkları sırada, sanığın havaya … ettiği şeklinde gerçekleşen eylemde, sanık …’ın ilk haksız hareketi başlattığı daha sonra mağdur …’ın işyerine giderek sinkaflı sözlerle hakaret ettiği ve silahla tehditte bulunduğu sanık …’ın olay yerinden kaçtığı ve
soruşturma aşamasında ifadesinin alınamadığı, ve yargılama sırasında kendisine yönelik mağdurların haksız eylemde bulunduğu konusunda bir anlatımının bulunmadığı, Sanık …’ın mağdur …’ın işyerinde bulunduğu sırada sanığın haksız eylemlerine karşılık mağdurların
gösterdiği tepkilerin ulaştığı boyut ve vehamet gözönüne alındığında, gösterilen tepkilerde bir aşırılık ve oransızlık bulunmadığı, mağdurların eylemlerinin sanık …’ın öfke ve hiddet duygularını artırıcı nitelikte bulunmadığı gözönüne alındığında, sanık hakkında TCK 29 maddesince yazılı tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmelidir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Sanık …’ın yargılama aşamasında yaptığı savunma dışında başkaca savunmasının bulunmaması soruşturma aşamasında herhangi bir ifadesinin alınmaması ve yargılama aşamasında kendisine karşı haksız eylemde bulunulduğuna yönelik bir anlatımımın söz konusu olmaması ve dinlenen tanık anlatımları gözönüne alındığında; mağdurların sanığa yönelik eylemlerinin
aşırı ve oransız bir şekilde olmadığı ve sanığın öfke ve hiddet duygularını artırıcı nitelikte bulunmadığı nedenle Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin 11/06/2012 … ve 2008/164868 Esas, 2012/14154 Karar sayılı ilamında silahla tehdit suçundan dolayı verilen TCK 29 maddesinde yazılı haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bozma kararının hukuka aykırı olduğu nedenle hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle verilen hükmün onanmasına karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında sanık …’ın yargılama safhası dışında savunmasının bulunmadığı belirtilmiş ise de, sanığın 23.11.2006 ve 08.12.2006 tarihli savcılık ifadelerinin bulunduğu, bu ifadelerinde olay öncesinde alış veriş konusundaki anlaşmazlık nedeniyle …’in işyerinde kendisine hakaret ettiğini, bu hususu görüşmek için dükkanlarına gittiğinde de, …, … ve …’nın kendisine saldırdıklarını belirttiği, tanık …’nün de sanık …’ın darp edildiğine yönelik anlatımının bulunduğu, sanık …’ın 14.05.2008 tarihli temyiz dilekçesinde de, olayın dükkanında kendisine hakaret edilmesi nedeniyle çıktığını buna rağmen hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmadığına itiraz ettiği, sanık hakkında Yargıtay savcılığınca düzenlenen ilk tebliğnamede haksız tahrik hususunun tartışılmaması nedeniyle bozma talep edildiği, temyiz incelemesinde Yargıtay’ın en … görevinin gerekçe denetimi oluşu gözetildiğinde, sanığın haksız tahrik altında hareket ettiğine işaret eden savunmasına karşın, bu hususun mahkeme kararında tartışılmaması nedeniyle, Dairemizin 11.06.2012 … ve 2010/16114 esas, 2012/14154 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2016/9973 E. , 2020/13263 K.
TEHDİT SUÇU NİTELİKLİ HALİ
1-Sanık hakkında tehdit, hakaret, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak suçları nedeniyle tayin olunan temel cezaların alt sınırdan belirlenmesine karşın, TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi gösterilmeden, 1/2 oranında artırım yapılmak suretiyle hükümlerde çelişkiye neden olunması,
2-Sanık hakkında var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü açısından; Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde
geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı
ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir. Somut olayda, sanığın terörist arkadaşlarının olduğu, Balıkesir’i ve gerekirse adliyeyi bombalatacağı şeklindeki sözlerinden ibaret tehdit eyleminin ne suretle TCK’nın 106/2-d maddesinde öngörülen var olan veya varsayılan suç örgütlerinin korkutucu etkisinden yararlanılarak gerçekleştirildiği tartışılıp açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle anılan madde uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,
3-Kabule göre;
Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydındaki ilama konu TCK’nın 106/1. maddesine uyan suçun, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, bir numaralı bozma nedeni hariç diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın
bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.